17 Mayıs 2020 Pazar

ÇOCUK İSTİSMARI VE AİLE EĞİTİMİ

Çocuklarınız İle beraber Vakit Geçirin 
Onlar İle Beraber Etkinlikler Yapın



YUMURTA BOYUYYORUZZZ😊


22 Nisan 2020 Çarşamba

 

    AİLE EĞTİMİ

Çocuklarınıza Vakit Ayırın Ve Onlar İle Zaman Geçirin

Çocuklarınız  ile beraber eğlenceli ve basit etkinlikler yapabilirsiniz.
Hadi gelin size bir etkinlik örneği vereyim😊

PORTAKAL ETKİNLİĞİ:)
1 TOP
TURUNCU GUAJ BOYA
BOYA FIRÇASI
PORTAKAL KABUKLARI
KURUMUŞ YAPRAK VE DALI
YAPIŞTIRCI

Topu güzelce boya, portakal kabuklarını belli yerlerine yapıştır, kurumuş yarak dalımıda topun üst kısıma yağıştır işte bu kadar bir portakalın oldu artık:)
      

18 Nisan 2020 Cumartesi

😊

Aile Eğitimi Kitap Önerileri



AİLE EĞİTİMİNDE FARKLI MODELLER
Aile eğitim programlarının temel amaçları birbirine çok benzemekle birlikte uygulamada çeşitli şekillerde yapılmaktadır. Aile eğitim programlarının bazıları ev merkezli, bazıları kurum merkezli, bazılarında da hem kurum hem ev merkezli olarak birkaç model bir arada kullanılmaktadır. Bu farklı modeller;
  1. Ev merkezli aile eğitimi
  2. Okul öncesi kurumlarda çocuk eğitimiyle bütünleştirilmiş aile eğitimi
  3. Kurumlarda-ev merkezli aile eğitimi
  4. Basın yayın aracılığı ile yapılan aile eğitimi (uzaktan eğitim)
  5. Çocuktan çocuğa eğitim.

“Eğitim Anne Dizinde Başlar; Her Söylenen Sözcük, Çocuğun Kişiliğine Konan Bir Tuğladır.”

Otoriter Ebeveynlerin Çocukları Aşağıdaki Etkileri Sergileme Eğilimindedir:

*İtaat ve başarıyı sevgi ile ilişkilendirirler
*Bazı çocuklar ev dışında daha saldırgan davranışlar sergiler
*Bazı çocuklar başkalarına korkutucu ya da aşırı utangaç davranabilirler.
*Çocuklar genellikle öz güvenlerini azalmıştır.
*Sosyal yeterlilik eksikliğinden dolayı çocuklar sosyal durumlarda güçlük çekerler.
*Depresyon ve anksiyete yaşayabilirler.
*Özdenetimle mücadele edebilirler çünkü nadiren kişisel seçimler yapabilir ve doğal sonuçları deneyimleyebilirler.


**Gelişim uzmanları çocuklar için kurallar ve sınırların önemli olduğu konusunda hemfikir olsalar da çoğu otoriter ebeveynliğin fazla cezalandırıcı olduğuna ve çocukların ihtiyaç duyduğu sıcaklık ve koşulsuz sevgiden yoksun olduğuna inanmaktadır. 



**Kendi ebeveynlik stilinizin daha otoriter olma eğiliminde olduğunu fark ederseniz, çocuklarınızla günlük etkileşimlerinize daha az otoriter bir stil eklemeye başlayabileceğiniz yollar aramayı düşünmelisiniz.

Otoriter Ebeveynlik Nedir?


Otoriter ebeveynlik, yüksek talepler ve düşük yanıt verilebilirlik ile karakterize edilen ebeveynlik tarzıdır. Otoriter bir tarza sahip olan ebeveynlerin, çocuklarından beklentileri çok yüksektir, ancak geri bildirim ve mağduriyet konusunda çok az şey sağlarlar. Hatalar sert bir şekilde cezalandırılma eğilimindedir. Geri bildirim olduğunda, yanıt genellikle olumsuzdur. Bağırmak ve cezalandırmak gibi durumlar otoriter tarzda görülür.


Aşağıda Yazılı Özelliklere sahipseniz Sizde Otoriter Bir Ebeveynsiniz Demektir

Otoriter ebeveynler çok zorlayıcı olma eğilimindedir, ancak duyarlı değillerdir. Çok sayıda kurala sahip olan bu ebeveynler, çocuklarının yaşamlarının ve davranışlarının hemen her yönünü yönetmek isterler. Bu kurallar, çocukların evde nasıl davranması beklendiğinden, halka açık alanlarda nasıl davranmaları gerektiğine kadar, hayatın hemen hemen her yönü için geçerlidir. Ek olarak, çocukların uyması beklenen çok sayıda yazılı olmayan kuralları da vardır.
Çok fazla sıcaklık beslemezler. Bu stile sahip ebeveynler genellikle soğuk, uzak ve sert görünürler. Bu ebeveynlerin, cesaretlendirmek ve övmek yerine çocuklarına bağırmaları daha olasıdır.
Otoriter ebeveynler, açıklamaları çok az olan veya hiç açıklanmayan cezaları kullanır. Bu stile sahip olan ebeveynler olumlu pekiştirmeye güvenmek yerine , kurallar çiğnendiğinde hızlı ve sert tepki verirler.
Çocuklara seçenek vermezler. Otoriter ebeveynler kendi kurallarını koymuştur. Müzakere için çok az yer vardır ve çocuklarının kendi seçimlerini yapmalarına nadiren izin verirler.
Yanlış davranışlara sabır göstermezler. Otoriter ebeveynler, çocuklarının istenmeyen davranışlarda bulunmak yerine daha iyisini yapmalarını beklerler dolayısıyla yanlış davranışlara karşı tahammülsüzdürler.
Otoriter ebeveynler, çocuklarına iyi seçimler yapma konusunda güvenmezler. Bu stile sahip ebeveynlerin yüksek beklentileri ve katı kuralları olsa da, çocuklarına iyi davranış sergileyebileceklerini ve iyi seçimler yapabildiklerini gösterme özgürlüğünü vermezler. Çocuklarının kendi başlarına karar vermelerine ve bu seçimlerin doğal sonuçları ile yüzleşmelerine izin vermek yerine, otoriter ebeveynler, hata yapmadıklarından emin olmak için çocuklarının üzerinde baskı kurarlar.
Pazarlık yapmaya istekli değillerdir. Otoriter ebeveynler gri alanlara inanmazlar. Durumlar siyah ve beyaz olarak görülür ve taviz vermek için yer yoktur. Çocuklar, kural koyma ya da karar verme konusunda bir söz veya oy alamazlar.
Belirli davranışlara zorlamak için çocuklarını utandırabilirler. Otoriter ebeveynler çok eleştirici olabilir ve utanç mekanizmasını çocukları kurallara uymaya zorlamak için bir taktik olarak kullanabilir. “Neden hep bunu yapıyorsun?” “Sana kaç kez aynı şeyi söylemek zorundayım?” ve “Neden hiçbir şeyi doğru yapamıyorsun?” Bu ebeveynlerin düzenli olarak kullanabileceği ifadelerden sadece birkaçıdır. Bu ebeveynler, çocuklarının özgüvenini geliştirmenin yollarını aramak yerine, çocuklarını utandırmanın onları disipline etmek için motive edeceğine inanırlar.
!!PEKİ BU KADAR OTORİTERLİĞİN ÇOCUĞUN ÜSTENDE Kİ ETKİSİ NEDİR?
"CEVABI BİR SONRA Kİ YAYINIMDA SAKLI " 




 AİLELER DİKKAT!      
HER ÇOCUK HİPERAKTİF DEĞİLDİR




Günümüzde ebeveynler çocuklarının “hiperaktif” olduğundan şikâyet ederek pedagogların kapısını çalıyorlar. Gözlemlerimiz o ki, bu gün hiperaktif olarak görülen çocukların önemli bir kısmı “ihmal” ve “şiddet” mağdurudur. Diğer grup çocuklar ise televizyon ve ambalajlı gıda mağdurudur. Sadece çocuklarda değil yetişkinlerde de hızlı hareket sorunlu bir davranıştır. Eğer fıtratından kaynaklanmıyorsa bir kişi kendini her an bir şey ile meşgul etmeye çalışıyorsa, bu kişinin duygu dünyasının zarara uğradığını söyleyebiliriz. Kişi hızlı hareketle kendini duyarsızlaştırmayı bilinçaltı bir dürtü olarak alır. Hızlı hareket etmek bu kadar lanetli bir davranıştır. 
ÇOCUK PİSKOLOJİSİ VE AİLE EĞİTİMİ

Her çocuğun kendine ait dinginliği, yavaşlığı vardır. Bir ebeveynin çocuğuna yapacağı en büyük iyilik onun dinginliğini bozmamaktır. Ancak yetişkinler çoğu defa “Hadi, çabuk ol.”, “Giy ayakkabılarını.”, “Oyalanma, çabuk yap dersini.”, “Çabuk bitir yemeğini.”, “Hızlı oku.”, “Hızlı yaz.” diyerek çocuğun içsel ahengi ile uyumlu bir şekilde geliştirdiği dinginliği bozduklarının farkında değildir.

Çocuk kendi ritmi içerisinde yavaşça resim yaparken o yaptığı resimden büyük haz alır. Yeni yeni yazı yazmaya başlayan bir çocuk kalem tutarken, sayfanın üzerinde bir harfi eğerek, bükerek ve büyük bir dikkatle yaparken birçok yeteneğini geliştirir. Bu esnada çocuk dikkat toplama gücü elde etmekte, algı gücünü yükseltmektedir. Zira algı gücü, yavaşlıkla direkt ilgilidir. Hızlı hareket eden kişilerin algısı düşük olur: Yaşamı göremez. Önünden yüzlerce kere geçtiği bir binanın rengini bilmez. Bunun da ötesinde bir anne hızlı ise kendi çocuğunu “duyamaz”. Çocuk hızlı ise kardeşine zarar verir, ebeveynini “duymaz”. Kişinin hızlı yaşamı aslında bir trajedinin dışa vurumudur. Çünkü duygu dünyasında yaralı olan kişiler farkına varmadan kendilerini hızlandırırlar. Bu hızlılık ise bir süre sonra kişinin yaşam tarzı olur. Böylece içlerindeki yaraları duymamayı, sıkıntıları hissetmemeyi, kendilerini devamlı meşgul tutarak yetenek haline getirirler. Duyarsızlaşmadan ortaya çıkan fiziki sonuçtur hızlanma. 

11 Mart 2020 Çarşamba

Gülmek En Çok Çocuklara Yakışır 🌺

ANNE BABALARIN ÇOCUKLARINA GÖSTEREBİLECEĞİ EN BÜYÜK SEVGİ ONLARLA KURACAĞI ARKADAŞLIKTIR🌸

             Çocuk Ve Aile Eğtimi
“Eğitim anne dizinde başlar; her söylenen sözcük, çocuğun kişiliğine konan bir tuğladır.”
Ailenin önemli işlevlerinden biri de çocuğunu eğitme işlevidir. Her aile bu işlevini karşılamak zorundadır. Bu aynı zamanda herkes için toplumsal bir görevdir. Sağlıklı toplumların oluşmasının ilk basamağı ailede atılır.
Toplum olarak kalkınmak için; sağlıklı düşünen, soran, sorgulayan, araştıran, sorumluluk sahibi gibi bir çok olumlu özelliklere sahip bireylerin yetişmesinin temeli ailede atılır. Aile çocuğa ilk eğitimin verildiği yerdir. Her şeyden önce aile, bir okul öncesi eğitim kurumu olarak kabul edilir. Çocuk okula başladıktan sonra, ailenin bu işlevinin bir kısmını eğitim kurumları üstlenmektedir. Ancak aile, hiçbir zaman çocuğun eğitiminden kendini bütünüyle soyutlamış olamaz. Çocuk, okul hayatına başladığında da aile, çocuğun eğitimi konusunda ona yol göstermek, onu yönlendirmek, okulla sürekli iletişim halinde olmak zorundadır. Bunun için okullarda bazı örgütler (okul-aile birlikleri gibi) kurulmaktadır (Ancak veli-öğretmen görüşmelerinin sağlıklı ve işlevsel olmadığı görülmektedir). Bu örgütlerde, öğretmen ailenin desteğini almak için onlarla iyi ilişkiler kurmalı,  çocuk hakkında bilgilenmeli ve kendi çalışmaları hakkında velileri bilgilendirmelidirler. Yani bu tür toplantılar, veli-öğretmen arasında bir diyalog kurmaya yönelik olmalıdır.
Toplumu oluşturan en küçük sosyal kurum aile olduğuna göre sağlıklı toplumların oluşması açısından çocuğun eğitimiyle ilgili olarak ailenin izlediği yol çok önemlidir. Her aile, bir okuldur. Anne babalar ise o okulun hem öğrencisi hem de öğretmenidir. Ailenin çocuk eğitimine ilişkin anlayışı, içerisinde yaşadığı toplumun kültürüne ve normlarına göre değişmektedir. Ailenin eğitsel ortamı, öğrencinin okulda öğrendiklerini ya pekiştirici yada köreltici bir özelliğe sahiptir.. Çocuğun ailede öğrendikleriyle okulda öğrendikleri birbirini destekleyici nitelikte olmalıdır. Böyle bir paralellik sonucunda öğrencinin okulda öğrendikleri pekişebilir. Aksi durumda öğrenilenler körelebilir.

ÇOCUK İSTİSMARI VE AİLE EĞİTİMİ